Örümcek gibi olmak gerek !

Yorulmuşum. Bir kahve içip, biraz kitap okumak için bir cafe’ye girdim. Sessiz ve sakindi. Bir kahve söyledim ve kahve gelene kadar hemen yanına oturduğum bahçeyi izlemeye başladım. İnanılmaz bir koşuşturma. Sanırsınız kendilerine bir görev verilmiş ve yarın son günleri. Tüm bahçe sakinleri deli gibi çalışıyor. Durmuyor, dinlenmiyor.

Tüm bu koşuşturmanın içinde gözüme bir örümcek takıldı. İki yaprağın arasına örmeğe başladığı ağını tamamlamaya çalışıyor. O kadar zarif, o kadar ince ki. En ufak bir rüzgar, kendini bilmez bir el tüm çabalarını yok edebilir. Narin… Kırılgan… Ama örümcek o kadar hırslı ki. Ve kendinden o kadar emin. Çelik ağ ile örüyor sanki. Sanki yüzyıl geçse yıpranmayacak bir eser. Azim ve hırsla. Son düzenlemeleri idi. Son bir gayret ile tamamladı ve geçti ağın ortasına yerleşti. Tamamlamış olmanın verdiği haz, ve evrenin kendisine vereceklerini beklemenin sakinliği…

Düşündüm. “Hiç mi korkusu yok” dedim. Saatlerce kurduğu ağın en ufacık bir yaprak hareketi ile dağılmasından… Çabalarının boşa gitmesinden. Sert bir rüzgardan. Ya da amansız bir düşmandan… Yağacak bir yağmurdan. Geleceğin belirsizliğinden…

Ama “o” çok sakindi. Umutla beklemeye başladı. Gelecek olan her neyse en iyisi olacağından emin gibiydi.

Dedim ki kendi kendime : “Örümcek gibi olmalı insan. Elinden gelenin en iyisini yapmalı. Hiç olumsuz olmayacak, herşey planladığı şekilde olacak gibi.” Hedefim için elimden neyse en iyisini yapmalıyım. Ağım için gerekli olan ip ne kadar hassas, kırılgan ve zarif de olsa.  Önce yapmam gerekeni yapmalı ve sakince beklemeliyim. Evrenin bana getirecekleri en iyisi olacaktır. Benim için en iyisi. Beklediğim gibi olmayabilir ama benim için en iyisidir. Biraz zaman geçince anlayacağım ki olan benim için en iyisidir.

Ümit benim. Kader de. Ne beklersem o gelecek. Hayat bana ne verirse en iyisini verecek. İpek ağımı kurdum yaşamı bekliyorum 🙂

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir