Nereden çıktı bu çivi ?

Gece uyandım bir anda acıyla. Ne olduğunu anlamadım önce. Uyur muyum,  uyanık mı bilemedim. Midem de tarif edilemez bir sancı. Ağrımıyor ama. Sızlıyor demek daha doğru. Ter içinde sırtım. Ellerim, ayaklarım buz gibi. Zamanın hangi dilimdeyim bilemedim. Birden herşeyi anladım. Gerçek dikiliverdi başıma. “Kalk” dedi. “Uyuma !. Uyudukça gizlenemezsin benden. Ben gerçeğim gizlenemem, gizlemem. Doya doya, canın acıya acıya yaşayacaksın beni. Kalk uyuma.”

Duymamazlıktan geldim. Hemen dönüverdim arkamı ona. Bir baktım yine karşımda. “Kalk dedim ya sana. Kalk da yaşa acını doya doya”. Dedim “git başımdan bırak beni uykumla. Ben uyurken iyi herşey. Herşey istediğim gibi. Tüm sevdiklerim yanımda. Hiç sıkılmıyor, bunalmıyor, korkmuyorum yaşamaktan. Bırak da kaybolayım uykunun kuytularında.”

Yok laf anlamadı. Zorla uyandırdı beni. Uyanmak çok zor. Hele gerçek geldi ise sizi uyandırmaya. Kalktım. Uyurken herkes, dolandım evin odalarını yavaşça usulca. O da yanı başımda. Konuştu durdu. Rahat bırakmadı. Beynim içinde dolandı, en kuytulara sakladığım korkularımı aldı eline hatırlattı durmadan bana. Dedim ki, “istemiyorum onlarla yüzleşmeyi. Bir de çaresizliği de getirmişsin sen yetmezmişsin gibi”. İkisi birden fazla geldi. Ama inaçtı idi her ikiside. Sonunda… Direnmedim oturdum karşılıklı onlarla.

Önce gerçekler girdi söze. “Bunlar” dedi,  “benim. Yaşamalısın. Başka şansın yok. Dirensen de direnmesen de karşındayım işte. Çaren yok. Sonra gelecek. Önce benim burada olduğumu yanıbaşında durduğumu kabullenmelisin”. Çaresizlik girdi söze. “Ben olumsuz değilim sen ne kadar kabul etmesen de. Adıma çaresizlik diyorlar halbuki ne kadar yanılıyorlar. İkiziyim çarenin. Çaresizliğin olduğu yerde kabullenme vardır. Kabulenmezsen eğer bırakmam yakanı kabullenme en kolay kolu dayanmanın. Evet, canını çok  acıtır. Ama her çaresizlik yerini başka bir yola, başka bir duruma, sonunda da yaşamın devamı için çareye bırakır.”

Bırakıp gitmek istedim. Midem ağrırken, gözlerimden yaşlar boşalırken ve elim-ayağım buz kesmişken ne anlattıklarını dinlemek istiyorum, ne nutuklarını. “Kolay mı ayakkabının içinde çivi varken ve canın yanarken yürümeye çalışmak.” Dedim. “Kolay mı cam kırıklarının arasında kıpırdamana yol almak.”

Beklemeden lafa girdi gerçek. “Ayakkabı yakacak canını ama dayanacaksın acıya. Öldürmeyecek ki bu seni. Öğrenmelisin neden çıktı bu ayakkabının çivisi. Durduk yerde mi oldu? Sen mi hor kullandın acaba ? Sebep her ne olursa olsun, çivi orada. Hemen ayağının altında.”  Eğer söküp alamıyorsan oradan, elin varmıyorsa, gücün yetmiyorsa, dayanacaksın acıya. Acıtmayacak bir süre sonra. Önemli olan neden çıktı çivisi, bunu sorgula.

Düşündüm bulamadım. Neden çıktı bu çivi ortaya ?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir