Bir örümceğin hikayesi – Devam :

“Dinle bakalim” dedi.

Yorgunum ama ayıp olmasın dedim kendi kendime.  Bütün gün ağın ortasında sıkılmıştır. E ne de olsa ben işti güçtü derken oyalanıyorum. Ne yapsın bu zavallıcık. Sohbete ihtiyacı var. Anlatsın dedim. Kimleri dinlemiyorum ki bütün gün… Bu minik hanımı dinlemişim çok mu.

“Ne sıkıntın var” dedi bana. Hayda… “Ben seni dinleyecektim, sen mi bana soruyorsun. Yok bir şeyim” dedim. “Ne olacak. Gezdim tozdum geldim. Senin işin zor esas” deyiverdim. “Bütün gün otur otur ağın ortasında esas bu zor olsa gerek”.  İçimden hin hin güldüm.  Oh iğneledim işte onu. Mikroncuk aklı ile bana akıl verecek pes.

Dudakları yok. Ama sinsice gülümsedi sanki bana. Kaşları yok ama sanki bir kaşı havada. İncecik ağ titreşti. Arkasına mı dayandı nedir.

“Tamam” dedi. “Demek haklıymışım. Dinle beni şimdi. Herkesin zaman zaman bir rehbere ihtiyacı olur. Bu rehber bazen bir büyüğün olur. Bazen öğretmenin. Bazen en yakın dostun. Bazen küçüğün ve hatta bazen senin rehberlik edeceğin çocuğun.  Sanma ki bu rehber her zaman bir insan olur. Bazen bir kitap olarak çıkar karşına. Bazen bir ses. Belki bir film. Belki okuduğun bir cümle. Ama bu rehberin ne zaman, nereden çıkacağını hiç bilemezsin. “O” öyle seslenmekle gelmez. Bağırıp çağırman susturur onu. Senin çığlık feryat seslenmeni duymaz bile. O bilir geleceği zamanı. Ne zaman ki senin ihtiyacın olur, işte o zaman bulur gelir seni.  Ansızın çıkar karşına.  Gözüne görünür, kulağına seslenir, yüreğine sızar.  Fısıldayarak konuşur. Ruhuna seslenir. Senin duyman için kendine içine dönmen gerekir.  Baktığını görmen, duyduğunu anlaman, içindeki sızıyı iyi hissetmen gerekir. Ama anlayabilene.  Anladın anladın,  anlamadın işte o zaman bazen bir örümcek olarak sesleniverir sana ağından böyle.”

Öylece kaldım. Bu kadar cümle, bunca laf bu mikro ağızdan mı çıkıyor . Evet hava sıcak ama güneşte de kalmadım ki hiç. Beynime güneş geçti desem. Evet epey bunaldım son zamanlarda ama onunda hiç yok güneşle alakası.  Evet beynim yandı ama sıcakla yok ki ilgisi. E neydi o zaman şimdi bu. Örümcek Hanım bana baktı, ben de yeniden ona.  Gözlerimi kaçırdım. Huzursuzca yerimde kıpırdandım. Allah aşkına… “Tamam”  dedim. “Bu an o an. Sıyırdım sonunda.”

Kalkmak istedim yerimden. Kulaklarımı sağır edercesine bağırdı. “Otur dinle dedim sana.” “Benim de işim var gücüm var. Dinle ki anlayasın. Vaktimi boşuna harcamayasın.” İşi varmış.  Peh… Böcek yakalacak bana. İş’miş…

Derin bir nefes aldı. Bir saniye içinde tuttu. Gürültülü bir şekilde boşalttı nefesini.

“Kadere inanır mısın” dedi. Buyrun.. Buyrun bakalım ?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir