Beklerken..

Saat

Zaman. An. Tarih. Rakamlar. Süre. Her nasıl ölçerseniz ölçün. Gün, saat, dakika ya da saniye. beklerken herşey bekleyene göre. Beklediğine göre. Nasıl beklediğine göre…

Bir bebeği beklerken ne hissedersiniz, zaman dediğiniz göreceli kavramı nasıl duyumsarsınız. Ya da tohumunu ektiğiniz çiçeğin açmasını beklerken, gelmesini istediğiniz haberi beklerken, canınızın parçasının dönüşünü beklerken, umutla beklerken ya da umutsuzca…

Sonsuza kadar uzatabilirsiniz  beklediklerinizi beklentilerinizi. Beklemek iyi de beklenti  de iyi mi …

Beklemek her ne olursa olsun zor bence. Beklemek beklentisiz olmuyor. Her ne beklersen bekle, bir beklentin var işte. Kafanda planlıyorsun, yüreğinle hissediyorsun, sonuna kadar sarılıyorsun beklemene neden olan beklentine. Gelen beklediğin gibi değilse bir de beklenmeyen bir hayal kırıklığıdır artık seninle. Hoşuna giderse ne ala, ama gitmez ise ummadığın oldu diye ağlama. Ne biliyorsun beklediğinin beklediğin gibi gelmediğinde daha iyi şeyleri getirmediğine. Ya da düşün tam tersini. Ya beklediğin beklentin gibi gelirse ve beklemediklerini çantasına gizledi ise. Biliyor musun ne beklediğini. E bu durumda nedir beklediğin ve büyüttüğün beklentin.

Olmuyor ama deniyorum ben kendimce. Beklentimi artık yok ettim diyorum. Beklemeyeceğim hiç kimseden hiçbir şey. Eğer beklemezsem hiç olmasını beklentilerimin, geleni müsafir ederim yüreğimde belki.  Beklenti mi iyi beklentisizlik mi? Olsun canımı yaksa da benim için iyidir diyorum belki de beklenti.

Daha geçen gün gördüm o yaşlı kadını. Yüzü ince çizgili, elleri minicik katmerli. O kadar eskimiş ki gözleri, ışığını azaltmış bir fener gibi. Son demleri belli. Beyaz eteği, mavi hırkası ve boncuklu cüzdanı ile oturuyordu bankta. Beklerken beklediğimi beklentim ile, yanına iliştim. Yorgunum yıllardır birçok şeyi beklemişim, beklentimi beslemişim ama bitmemiş bekleme enerjim, beklentilerim. Sessizce oturdum. Önce gözleri ile süzdü beni. Bakmadım onun tarafına. Beklediğim gelsin de gidelim.

Ilık, sıcacık sesi ile boşluğa seslendi.

“Hayatın çözdüm sırrını” dedi ve sustu. Ses vermedim, bana demedi ki. Boşlukta asılı kaldı sözleri. Havada ellerimle silkeledim harfleri, sessizce dağıldılar. Bir kaç harf inat etti, eh ben de görmezdem geldim, beklerken ne işim olur inaçtı harflerle.

“Sana dedim” dedi. “Çözdüm sırrını son 40 yılda. Artık özgürüm, mutluyum, huzurluyum. Yaşım 80’ni geçti ama mutluyum işte” dedi.

Ayıp olacaktı artık, beklediğimi beklerken oyalanırım dedim. Beklentilerim içimde büyürken, sanki son nefesim gibi bir solukta ama en hafif  solukla sordum :

“Nedir? Kolay mı anlamak bari” diye sordum isteksizce.

“Tabii” dedi. “Tabii. Vazgeçtim beklemekten, beklentilerden. Huzurluyum artık.”

Sonra döndü, bileğime yavaşca dokundu. Gözlerinin içine bakmam için kafasını bana doğru eğdi soluk iki fenerle gözlerimdeki ışığı görmek istedi. Gözlerini gözlerime dikti.

Bir nefes aldı ve “Bekleme” dedi.

Usulca benden güç alarak kalktı. Ayaklarını sürüyerek ama kendinden memnun ilerledi. Elindeki boncuklu cüzdanına sımsıkı sarıldı ve gitti.

Ama ben bekliyordum beklentim ile beklediğimi. Oldu mu şimdi. Beklentim ne olacaktı. Ben plan yapmıştım, beklediğime inanmıştım, beklediğimin beklentimden haberi olmasa da ben bekliyordum ki.

O an mı farkettim yoksa hep farkettim de etmedim mi? Farkındalıklarıma mı yükledim acı çekmeme beklentimi yoksa beklentim olmaz ise mi acı çekerdim. Neydi en güzeli.

Yaşlı kadın sessizce gitti. Gitti ama benim beklediğim gelmedi.

Beklentim hala bende iken hala bekliyorum beklediğimi …